ERZURUM’UN KARA GÜNLERİ – 1
( Rus İşgali Altındaki Erzurum )
ERZURUM KADISI
DEDEM MEHMET MÜMTAZ EFENDİ NİN YAŞAMI...
Bu makale Alparslan KOTAN tarafından kaleme alınmıştır.
Sarıkamış Harekatı, düşman
kuvvetlerinin arkasına dolanmayı hedef alan askeri açıdan başarılı bir harekat
planı olmasına rağmen, zaman ve iklim şartları gibi stratejik faktörlerin
yeterince iyi değerlendirilememesi dolayısıyla Türk ordusu için büyük bir yenilgiyle
sonuçlanmıştır. Sarıkamış’ta alınan bu büyük yenilgi, Rus Genelkurmayı
tarafından “Batı Ermenistan’ı ve Anadolu’yu koruyan, Mavera-yı Kafkasya ile
Küçük Asya’nın iç bölgelerine giden en güzel yolların kesiştiği en sağlam
noktada bulunan” şehir olarak değerlendirilen; İngiliz The Times Gazetesi
tarafından ise “ Türklerin Asya topraklarının anahtarı” şeklinde değer
atfedilen Erzurum’un Rus istilasına açılması sonucunu doğurmuştur. ( Şahin ve
Yavuz, 2007: 31-38 )
Sarıkamış’ta kazandığı büyük
zaferin ardından bölgede stratejik noktaları bir bir ele geçiren General
Nikolai Nikolayevich Yudenich komutasındaki Rus karargahı, 1916 yılı başlarında
Erzurum mevzileri üzerinde yaptırdığı keşif uçuşlarından elde ettiği görüntüler
hakkında yaptığı değerlendirmeler neticesinde, Erzurum’u savunan Türk ordusunun
güçlü bir askeri harekata karşı yeterince hazırlıklı olmadığı kanaatine
vararak, Erzurum üzerine taarruz kararı almıştır. 1916 yılının Şubat ayında
gittikçe yoğunlaşan Rus taarruzuna karşı Türk kuvvetleri tarafından büyük bir
direniş gösterilmiş ve hatta Rusların yaptıkları havadan keşif faaliyetleri
sırasında iki Rus uçağı Türk birlikleri tarafından düşürülmüştür. ( Dilek ve
Taşkesenlioğlu, 2011: 84-85 ) Yapılan cansiparane mücadelelere rağmen
Erzurum’un son yedi adet istihkamı da Ruslar tarafından işgal edilmiş ve Rus I.
Kafkas Kolordusuna ait 39. Avcı tümeninin ilk alayı 16 Şubat 1916 Çarşamba günü
sabah 7 sularında Kars Kapı’sından geçerek Erzurum’a girmiştir. ( Kocagüney,
1942: 163; Yüksel, 2008: 261 ) Muratpaşa Camisi imamı Hacı Fehim Efendi,
Delail-i Hayrat kitabının kapaktan sonraki boş sayfasına bu acı günü şu
ifadelerle not etmiştir: “ Rus keferesinin Erzurum’u aldığı tarih: 3 Şubat 1332
Çarşamba” … ( Başar, 1974: 97 )
Türk ordusu Erzurum’dan
çekilirken topçu subayı Binbaşı Nuri Bey cephaneliklerin yok edilmesi göreviyle
Erzurum’da bırakılmıştır. Bu plan dahilinde Harput Kapısı’nda bulunan ve
içerisinde çok miktarda kara barut bulunan bir cephaneliğin patlatılması sonucu
şehirde büyük hasar meydana gelmiştir. Patlamanın etkisiyle civardaki birkaç ev
yıkılmış ve hatta fırlayan taşlar Çırçır mahallesine kadar ulaşarak insanların
yaralanmalarına sebep olmuştur. Çifte Minareli Medrese, Kale Mescidi, Taş
Ambarlar, İstanbul Kapı ve Kars Kapı’da bulunan cephaneliklerinde bu plan
çerçevesinde yok edilmesi planlanmıştır. (Kocagüney, 1942: 161 ) Yapılan bu ilk
denemenin istenmeyen sonuçlar doğurması ve halkın tarihi eserlerin havaya
uçurulması fikrine karşı çıkması neticesinde bu fikirden daha sonra
vazgeçilmiş; Çifte Minareli Medrese ve Kale Mescidi dönemin Meclis-i İdare Başkâtibi
Hüseyin Çamaşırcı ve Marancı Tevfik Efendi tarafından yapılan organizasyonla
boşaltılmıştır. ( Başar, 1974: 92 ) Türk ordusu tarafından cephanelik olarak
kullanılan Çifte Minareli Medrese’ye ve Kale Mescidi’ne, Erzurum’a giren Rus
kuvvetleri tarafından el konulmuş ve bu tarihi yapılar, Ulu Cami ile birlikte
yine cephanelik olarak kullanılmıştır. ( Başar, 1974: 97 )
Türk sancakları, Ruslar
tarafından ele geçirilmiş,
Ruslar’ın Erzurum’u işgalinde
yaşanan en hazin hadiselerden birisi Türk sancaklarının Ruslar tarafından ele
geçirilmiş olmasıdır. Erzurum tabyalarında ve kalesinde bulunan Türk
sancaklarından dokuz tanesi Erzurum’a giren Rus birlikleri tarafından ele
geçirilmiştir. Ruslar ele geçirdikleri Türk sancaklarının fotoğraflarını
çekmişler ve sinema görüntülerini almışlardır. Bu görüntüler gerek Ruslar
gerekse müttefikleri tarafından propaganda amaçlı olarak kullanılmıştır.
Rusların sancaklar üzerinden yaptıkları propaganda faaliyetleri bununla
bitmemiş, sancaklar ilk önce Tiflis’e götürülerek burada halka sergilenmiş,
daha sonra ise Erzurum’a ilk giren Rus komutanı Konieff tarafından Rus
Çarlığı’nın başkenti Petrograd ( St. Petersburg )’a götürülürek Rus Çarı’na
sunulmuş ve 11 Mart 1916 tarihinde ise Petrograd sokaklarında gezdirilmiştir. (
The Grey River Argus, 1916; The Graphic, 1916; Dilek ve Taşkesenlioğlu, 2011:
86; Şahin ve Yavuz, 2007: 49 )
Erzurum’a yerleşen Rus birlikleri
tarafından daha sonra ilk iş olarak sokağa çıkma yasağı ilan edilerek şehirdeki
bütün evlerde arama yapılmıştır. Erzurumlu Ermeniler’in mihmandarlığında
yapılan ve şehrin önde gelen isimlerinin evlerinden başlatılan bu arama
faaliyetlerinde Ruslar tarafından, evlerde bulunan silah, cephane, kılıç, kama
vb. gibi ne kadar malzeme varsa hepsi toplanmış, bir namlık dahi
bırakılmamıştır. ( Başar, 1974: 97 ) 29 Nisan 1916 tarihinde halkın elindeki
silahları toplamak bahanesiyle yapılan bu aramalar sırasında, halkın yıllardır
biriktirdiği mücevheratı, parası ve eşyası Erzurum’daki bütün evlere tek tek
giren Ruslar ve beraberlerindeki Ermeniler tarafından yağma edilmiştir. ( Som,
2005: 102 ) Ertesi gün ise Ruslar tarafından şehrin her mahallesine Ermeni
tellallar çıkarılmış, Erzurum halkına sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı
bildirilmiş ve “artık büyük Çar’ın uyrukları olan Erzurum’luların güven altında
oldukları” duyurulmuştur!.. ( Tipi, 2006: 189 ) Bu aramalar sırasında Ruslar
tarafından eli ve beyni silah tutabilecek nitelikte görülen kişiler Köse
Ömerağa Camisi’nde toplanmış ve burada toplanan yaklaşık 600 kişi tutuklanarak
Rusya’ya sürgüne gönderilmiştir. ( Başar, 1974: 104 )
Ermeniler tarafından Ruslar’a
ihbar edilen bazı Erzurumlular ise, kendilerine casusluk ve sabotajcılık suçu
isnat edilerek ve halka gözdağı vermek gayesi de güdülerek Erzurum kalesinde
asılmışlardır. ( Başar, 1957: 17; Başar, 1974: 90,97; Hürbaş, 1978: 77 ) Asılan
Erzurumluların sayısını Ahmet Hürbaş yedi kişi, Mevlüt Yüksel, 1918 tarihli
“Erzurum Vilayeti’nde Vuk’u Bulan Ermeni Mezalimini Tahkik Heyeti’nin Raporu”na
isnaden yine yedi kişi, Zeki Başar sekiz kişi, Mehmet Nusret Som ise
onbir kişi olarak vermektedir. ( Hürbaş, 1978: 77; Yüksel, 2008: 267; Başar,
1982: 31-32; Som, 2005: 102 ) Ruslar tarafından asılan Erzurumlular’dan bugün
isimlerini bildiklerimiz şunlardır: Kumludereli Hasan Bey, Veyisefendili
Fırıncı Emoç, Komisli Ali, Selim oğlu Sabri, Cemal Efendi, Evyıkan oğlu Şükrü,
Düyunu Umumiye Kâtibi Mümtaz Bey… ( Başar, 1982: 31-32 )
Gerek işgalin kış mevsimine
rastlayan ilk aylarında yapılan yol açma çalışmalarında, gerekse yukarıda
zikrettiğimiz tahkimat planı gereğince yapılan bütün işlerde Erzurum ahalisi
Ruslar tarafından yoğun olarak çalıştırılmıştır. Şehirden topladıkları kazma ve
kürek kullanabilecek güçte olan insanları zorla çalıştıran Ruslar,
çalıştırdıkları insanlara gündelik olarak 3-4 manat yevmiye verdikleri gibi,
bazı zamanlarda çay ve şeker de vermişlerdir. ( Başar, 1974: 93, 107 ) Rusların
çalıştırmaya götürdükleri Erzurumlular’a karşı sergiledikleri kısmen
hakkaniyetli olarak değerlendirilebilecek bu tavırları, Ruslar’ın Erzurum’u
terk etmelerini takip eden günlerde Erzurum halkının, Ermeniler’in kendileri
hakkında yaptıkları sinsi katliam planlarından şüphelenmemelerine sebep olacak
ve bu sebeple Yanıkdere gibi büyük bir katliamın yolunu açacaktır.
Ruslar
Erzurum’da bulundukları zaman diliminde Erzurum’un geleneksel şehir kültürüne
de birçok hususta olumsuz etkilerde bulunmuşlardır. Erzurum sivil mimarisi 20.
Yüzyıl boyunca yaşayacağı Vandalizm’in ilk darbesini Ruslar’ın elinden
yemiştir. Birçok Erzurum evi Rus birlikleri tarafından yakılıp yıkılarak,
evlerin enkazından çıkan odunlar Rusların Askeri hastanelerinde ve karakol
merkezlerinde yakacak olarak kullanılmıştır. ( Hürbaş,1978: 75-76 )
Ruslar’ın şehirde korku
saldıkları kesimlerden biri ise kitap ve kütüphane sahibi aileler olmuştur.
Ruslar silah aramak bahanesiyle girdikleri evlerde gördükleri kitaplara el
koymuşlar ve bu kitapları imha etmişlerdir. Evlerinde kitap ve kitaplık olan
aileler ise psikolojik baskı altına alınmış ve kovuşturmaya tabi
tutulmuşlardır. Kitap ve kütüphane sahibi Erzurumluların psikolojik baskıya
maruz kalmaları ve kovuşturmaya tabi tutulmaları üzerine bazı Erzurumlu aileler
de evlerindeki kitaplıkları yakmak yolunu seçmişlerdir. Azerbaycan Türkleri’nin
Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi vasıtasıyla yaptıkları yardımlar kapsamında
Erzurum’a gazete, dergi ve kitap getirmeleri de bir süre sonra Ruslar
tarafından yasaklanmıştır. ( Hürbaş, 1978: 80 )
Erzurum’da bulunan dini
teşekküller Ruslar tarafından korunmuş ve teşvik edilmiştir. Halkın dini
vecibelerini yerine getirmesine hiçbir şekilde karışılmadığı gibi aksine
özellikle Cuma namazı vakitlerinde çarşılarda ve sokaklarda dolaşan,
kahvehanelerde oturan Erzurum halkı ellerinde kırbaç ve sopalar bulunan Rus
polisleri tarafından zorla camilere sevk edilmiştir. Ramazan ayında sahur ve
iftar topları yine Ruslar tarafından atılmıştır. Ruslar’ın halkın dini
inançlarına gösterdikleri bu müsamaha Erzurum halkı içerisinde Rus
generallerinin ve papazlarının gizli Müslüman olduklarına dair efsanelerin
yayılmasına yol açmıştır. Dini inançlara saygı gösteren ve hatta ibadet için
halkı zorlayan Ruslar tarafından Erzurum’da başarısızlıkla neticelenen
misyonerlik çalışmaları da yapılmıştır. Bu amaçla birkaç yüz kişilik genç papaz
kafilesi Erzurum’a getirilerek Erzurum halkına Hıristiyanlık propagandası
yapılmıştır. Genç papazların propaganda çalışmaları bir süre sonra Erzurum
halkı için alay ve eğlence konusu haline gelmiş ve papazlar Rusya’ya geri
çağrılmıştır. ( Hürbaş, 1978: 77-78 )
Erzurum’u işgal ederek
Anadolu’nun içlerine ve oradan da Akdeniz’e inme planları yapan Rusya’da 1917
yılı Mart’ında meydana gelen ihtilal ile Çar devrilmiş ve yerine geçici bir
hükümet kurulmuştur. 9 Mayıs 1917 tarihinde aldığı acil bir siyasi kararla
Rusya’nın işgalinde bulunan Doğu Anadolu’daki sivil idareye Ermenilerin
atanmasını uygun gören geçici hükümet, Rusya’nın içinde bulunduğu krizleri
aşamamış ve 8 Kasım 1917 tarihinde Halk Komiserleri Konseyi Rusya’nın
yönetimine el koymuştur. Sovyet Hükümeti aynı gün yaptığı çağrı ile Rusya’nın
savaş halinde bulunduğu ülkelere kayıtsız şartsız barış teklifinde bulunmuştur.
Yapılan görüşmeler neticesinde 18 Aralık 1917 tarihinde Sovyet Hükümeti ile
Osmanlı Devleti arasında Erzincan’da imzalanan anlaşma ile Ruslar’ın Doğu
Anadolu’dan ve Erzurum’dan çekilme süreci başlamıştır.(Demirel,1996:76-78)
KAYNAKÇA
________, The Keys Of Erzeroum, The Grey River Argus, 26 May
1916.
________, The Graphic, 15
April 1916.
BAŞAR, Zeki. Ermenilerden Gördüklerimiz,
Atatürk Üniversitesi Yayın No: 354, Ankara, 1974.
BAŞAR, Zeki. Kara Günler, Kurtuluş
Yazılarıyla Erzurum, Erzurum, 1957.
BAŞAR, Zeki. Öncesi ve Sonrasıyla Erzurum’un
Kurtuluşu, Ermeniler Hakkında Makaleler Derlemeler, Ankara, 1982.
DEMİREL, Muammer. Birinci Dünya Harbinde Erzurum ve
Çevresinde Ermeni Hareketleri ( 1914 – 1918 ), Genelkurmay Askeri Tarih ve
Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1996.
DİLEK, Mehmet Sait ve
TAŞKESENLİOĞLU, M. Yasin. Erzurum’un
Rus İşgaline Düşüşünün Batı Kamuoyundaki Yankıları, Ankara Üniversitesi Dil
ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt:30,
Sayı:50, Ankara, 2011.
HÜRBAŞ, Ahmet. 1918 Erzurum Katliamı, Neden ve
Nasıl Oldu?, Ermeniler Hakkında Makaleler Derlemeler, Atatürk Üniversitesi
Yayınları No: 535, Ankara, 1978.
KOCAGÜNEY, Vehbi. Erzurum Kalesi ve Savaşları,
Gnkur X.Ş., İstanbul, 1942.
SOM, Mehmet Nusret. Tarihçe-i Erzurum, (
Hazırlayan: Ahmet Fidan), Dergah Yayınları Erzurum Kitaplığı, No:23, İstanbul,
2005.
ŞAHİN, Enis ve YAVUZ, Fikrettin. İngiliz The Times Gazetesi’ne Göre
Erzurum’un Ruslar Tarafından İşgali (1916), Atatürk Dergisi / Journal of
Ataturk (Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü)
,Cilt. 3, Ocak/Şubat 2007.
TİPİ, Şeref. Pışıppa (1860–1926), (Hazırlayan: Canerhan Tipi),
İstanbul, 2006.
YÜKSEL, Mevlüt. 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’un İlk
İşgal Günleri, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
Dergisi, Sayı: 37, Erzurum, 2008.
Erzurum 1915 Rus İşgali Gerçek Görüntüleri